HADİS-İ ŞERİF KÜTÜBÜ SİTTE İKİNCİ FASIL
TAATE YÖNELİK
NEZİR
ـ5729 ـ1ـ عن عائشة رَضِيَ اللّهُ عَنها قالت: ]سَمِعْتُ
رَسُولَ اللّهِ # يَقُولُ: مَنْ نَذرَ أنْ يُطِيعَ اللّهَ فَلْيُطِعْهُ، وَمَنْ
نَذَرَ أنْ يَعْصِيَ اللّهَ فََ يَعْصِهِ[. أخرجه الستة إ مسلماً
.
Hz. Aişe
(radıyallahu anhâ) anlatıyor: "Resulullah (aleyhissalâtu vesselâm)'ın şöyle
söylediğini işittim:
"Kim Allah'a
itaat etmeye nezrederse hemen itaat etsin. Kim de Allah'a isyan etmeye
nezrederse, sakın isyan etmesin." [Buharî, Eyman 28; Muvatta, Nüzur 8, (2, 476);
Ebu Davud, Eyman 22, (3289); Tirmizî, Nüzûr 2, (1526); Nesaî, Eyman 28, (7, 17);
İbnu Mace, Kefarat 16, (2126).][5]
AÇIKLAMA:
1- Hadis, Allah'a
itaatle ilgili nezirlerin yerine getirilmesini
emretmektedir. Bu itaat hangileridir belli değil. Yani farz, vacib,
mendub gibi farklı taatlerimiz var. Şu halde, nezredilmişse, taate giren bütün fiiller farz, vacib, mendub
ayırımı yapılmaksızın yerine getirilecektir. Sözgelimi farzlarla ilgili bir
vakit tayini yapılsa "ilk vaktinde
kılacağım" gibi, buna da uyması vacib olur. Alimler, malî veya bedenî müstehab
amellerle ilgili bir nezrin, o amelleri vacibe çevireceğini söylerler. Çünkü,
hadis taate giren amellerde nezre uyulması hususunda pek açıktır, te'vile
gitmeye gerek yok.
Keza masiyete
giren ameller nezredilmişse bunun yerine getirilmemesi emri de hadiste açıktır. Alimler, bu ikinci durumda, bir noktayı münakaşa etmişlerdir.
Masiyete nezreden kimse, bu nezrini yerine getirmeyecek, ama bu durumda
kendisine yemin kefareti gerekecek mi gerekmeyecek mi? Bu hususta iki görüş ileri
sürülmüştür:
*
Cumhura göre
kefaret gerekmez.
*
Bazı alimlere
göre kefaret gerekir. Ahmed, Sevrî, İshak, Şafiîlerden bazıları ve Hanefîler
böyle hükmetmiştir. Tirmizî, Ashab'ın da bu iki görüşte ihtilaf ettiğini
kaydeder.
Ulema, masiyete
nezretmenin haram olduğunda ittifak eder. İhtilaf edilen husus, böyle bir yemin
durumunda kefaret vacib mi değil mi noktasındadır. Hz. Aişe'nin bir rivayetine
göre "Masiyette nezir yoktur; bunun kefareti yemin kefaretidir" buyrulmuştur. "Kefaret gerekir" diyenler bunu
esas almıştır, ancak hadisin illetli
olduğu söylenmiştir.
2- Hadiste,
yapılması mübah olan bir şeyle ilgili nezir hakkında bir şey söylenmemiştir.
Bunu cevaplarken, alimlerden bazılarının, ibadetleri farz-ı ayn, farz-ı
kifaye olarak ikiye ayırdıklarını
bilmede fayda var. Farz-ı ayn olan bu ibadetin yapılması üzerine nezir, nezir
sayılmaz, zaten yapmakla mükellef. Ama onunla ilgili bir sıfat üzerine nezir
mümkün: İlk vaktinde kılmak gibi. Bu takdirde îfa etmesi gerekir. Farz-ı kifaye
üzerine yapılan nezir yerine getirilir.
Cihad gibi mendub ibadet için yapılan nezir de yerine getirilmelidir. İbadet
sayılmayan mendublar için yapılan nezirler de
böyledir. Cumhura göre yerine getirilmelidir; hasta ziyareti gibi.[6]
[5] İbrahim Canan, Kutub-i Sitte
Tercüme ve Şerhi, Akçağ Yayınları: 16/93.
[6] İbrahim Canan, Kutub-i Sitte
Tercüme ve Şerhi, Akçağ Yayınları: 16/93-94.
Hadis (Kütübü Sitte)
Kütübü Sitte Nezr (Adak) Bölümü 2.Fasıl
0 yorum:
Yorum Gönder