Bana
Züheyr b. Harb ile İshâk b. İbrahim rivayet ettiler. İshâk (Bize haber verdi)
tâbirim kullandı. Züheyr: Bize Cerîr, Mansur'dan, o da Abdullah b. Mürra'dan, o
da Abdullah b. Ömer'den naklen rivayette bulundu; dedi. Abdullah şöyle demiş
:
Resûlüllah (Sallallahü Aleyhi ve
Sellem) bir gün bizi adak adamaktan neb yetmeğe başladı ve
:
«O hiç bir şeyi geri çevirmez;
onunla sâdece cimri (nin elin) den (mal) çıkarılır.» buyuruyordu.
-(...) Bize
Muhammed b. Yahya rivayet etti. (Dedi ki) :, Bize Yezîd b. Ebî Hakim,
Sitfyân'dan, o da Abdullah b. Dinar'dan, o da İbni Ömer'den, o da Peygamber
(SaliaUahü Aleyhi ve Sellem)1den naklen rivayette bulundu
ki:
«Nezir, bir şeyi ne (vaktinden)
önceye aldırır; ne de sonraya bıraktırır. Onunla sadece bahîl (in elin) den
(mal) çıkarılır.»
buyurmuşlar.
-(...) Bize
Ebû Bekir b. Ebî Şeybe rivayet etti. (Dedi ki) : Bize Gunder, Şu'be'den rivayet
etti. H.
Bize Muhammed b. El-Müsennâ İle
İbni Beşşâr da rivayet ettiler. Lâfız tbni'l-Müsennâ'mndır. (Dedi ki) : Bize
Muhammed b. Ca'fer rivayet etti. (Dedi ki) : Bize Şu'be, Mansûr'dan, o da
Abdullah b. Mürra'dan, o da İbni Ömer'den, o da Peygamber (Sallallahü Aleyhi ve
Sellem)*den naklen rivayette bulundu ki: Nezri yasak etmiş
ve:
«Şüphesiz ki, o bir hayır
getirmez; onunla sâdece bahîl (in elin) den /mal) çıkarılır.» buyurmuşlar.
(...) Bana
Muhammed b. Kâfide rivayet etti. (Dedi ki) : Bize Yahya b. Adem rivayet etti.
(Dedi ki) : Bize Mufaddal rivayet etti. H.
Bize Muhammed b, EI-Müsennâ ile
İbni Beşşâr dahî rivayet ettiler. (Dediler ki) : Bize Abdurrahmân, Süfyân'dan ve
her iki râvi Mansûr'dan bu isnâdla Cerîr'in hadîsi gibi rivayette
bulundular.
-Bize
Kuteybe b. Saîd rivayet etti. (Dedi ki) : Bize A1 -dülazîz yâni Derâverdî,
Alâ'dan, o da babasından, o da Ebû Hüreyre'den naklen rivayette bulundu ki,
Resûlüllah (Sallallahü Aleyhi ve Sellem):
«Nezretmeyin, çünkü nezir kaderden
hiç bir şeye fayda etmez; onunla sâdece bahîl (in elin) den (ma!)
çıkarılır.»
buyurmuşlar.
-(...) Bize
Muhammed b. El-Müseıına ile İbni Beşşâr da rivayet ettiler- (Dediler ki) : Bize
Muhammed b. Ca'fer
rivayet etti. (Dedi ki) : Bize
Şu'be rivayet etti. (Dedi ki) : Ben Alâ'yı. babasmdan, o da Ebû Hüreyre'den, o
da Peygamber (SalîallahüA leyhi ve Sellem) 'den naklen rivayet ederken dinledim
ki, Resûlüllah (Sallallahü Aleyhi ve Sellem) nezri yasak etmiş
ve:
«Şüphesiz ki, o kaderden bir şey
geri döndüremez; onunla sadece bahîl (in elin) den (mal) çıkarılır.» buyurmuşlar.
-(...) Bize
Yahya b. Eyyûb ile Kuteybe b. Saîd ve Alî b. Hucr rivayet ettiler. (Dediler ki)
: Bize İsmaîl yâni tbni Ca'fer, Amr'dan —bu zât İbni Ebî Amr'dır— o da
Abdurrahmân El-A'rac'dan, o da Ebû Hü. reyre'den naklen rivayet etti ki,
Peygamber (Sallallahü Aleyhi ve Seüem):
«Nezir Âdem oğluna Atlah'rn takdir
etmediği bir şeyi yaklaştırmaz; lâkin nezir (bâzan) kadere muvafık düşer de bu
sayede bahîl (İn elin) den, çıkarmak istemediği (malı) çıkarılır.» buyurmuşlar.
(...) Bize
Kuteybe b. Saîd rivayet etti. (Dedi ki) : Bize Ya'kûb yâni îbni Abdirrahmân
EI-Kaarî ile Abdülâzîz yâni Derâverdî rivayet ettiler.
Bunların ikisi de Amr b. Ebî
Amr'dan bu isnâdla bu hadîsin mislini rivayet
etmişlerdir.
Bu rivayetleri Buhâri «Kader» ve
«Eymân ve'n-Nüzûr* bahislerinde; Ebû Dâvûd ile Nesâî «Nüzûr»de; îbni Mâce
«Keffârât»da muhtelif râvilerden tahrîc etmişlerdir.
îbni Ömer hadîsinde mahzûf
cümleler vardır. Bu hadîsi tam olarak Hâkim île smâîlî, Saîd b. El-Hars E1
Ensârî'den rivayet etmişlerdir ki, meâlen şöyledir: Saîd b. El-Hars şunları söylemiş:
«îbni Ömer'in yanında idim. Derken
'ona Amr b. Kâb oğullarından Mes'ud b. Amr gelerek: Yâ Ebâ Abdirrahmân [2],
benim oğlum İran'da Ömer b. beydillâh b. Ma'nıer ile beraber bulunuyordu. Orada
şiddetli veba ve taun hastalıkları zuhur etmiş. Bunun üzerine eğer Allah oğlumu
sağ bırakırsa Beytullah'a yürüyerek gitmesini boynuma borç ettim. Derken çocuk
hasta olarak çıkageldi; sonra öldü. Ne buyurursun? dedi. îbni Ömer:
(Müslümanlar) nezirden nehyedilmediler mi?
Peygamber (SallalIahÜ Aleyhi ve
Setlem):
«Nezir ne bir şeyi (vaktinden)
önceye aldırır; ne de sonraya bıraktı rrr. Onunla sâdece bahîl (in elin) den
(mal) çıkarılır; buyurdular, sen nezrini İfâ et, dedi. Mes'ûd: Yâ Ebâ Abdi11âh;
ben ancak oğlumun yürümesini nezrettim; dedi ise de îbni Ömer: Nezrini Öde!
ihtarında bulundu.»
Saîd b. El-Hars suâl sahibini Saîd
b. El-Müseyyeb'e göndererek meseleyi ona da sordurmuş. O da : «Oğlunun yerine
sen yürü!» cevâbını vermiş.
Görülüyor ki, nezrin mukaddesata
hiç bir te'siri yoktur." «Hastam iyileşirse kurban keseceğim» yahut -Oğlum
askerden gelirse üç gün oruç tutacağım» diyerek adakta bulunmanın ne hastalığın
düzelmesinde bir te'sîri yardır, ne de askerin dönmesinde. Ancak bazen
mukadderat adak sahibinin arzusuna muvafık şekilde tecellî eder de nezrini
ödemesi lâzım gelir. İşte bu rivâyetlerdeki «Onunla sâdece cimrinin elinden mal
çıkarılır.» ifadesiyle buna işaret edilmiştir. Çünkü cimri insan kolay kolay
sadaka veremez. O sadakası mukabilinde bir karşılık görmelidir ki, malına
kıyabilsin. Hastası düzelirse sadaka adadığı için düzeldi sanır. Halbuki onun
adağının takdîr-i İlâhîye bir tesîri yoktur. O iş zâten öyle olacaktır; çünkü
öyle takdir olunmuştur.
Hadîsin bu cümlesi nezri îia
etmenin vâcib olduğuna delildir. Nezir yapmanın hem men'edilmesi hem de istek
hâsıl olduğunda adağın yerine getirilmesinin vâcib oluşu müşkilâttan
sayılmıştır. Bâzıları bu müş-kili hail için şunları söylemişlerdir: «Yasak
edilen nezir, kaderi değiştirir i'tikadiyle yapılandır. Adakla istenen şeylerin
ekseriya meydana geldiğini gören nice insanlar nezrin kaderi değiştirdiğine
inanırlar. İşte nezir bunun için yasak edilmiştir. Ama bir kimse faydanın,
zararın ancak Allah Teâlâ'dan geldiğine inanarak nezrin bir vesile ve sebep
kabilinden olduğunu bilirse o nezri ilâ etmek taat olur; böyle nezir yasak
değildir.» Hadîsin siyakı bu tefsire uygundur.
Derleyen:A.Vahid Metin
Hadis-i Şerif (Müslim)
Adak Bahsi
0 yorum:
Yorum Gönder