Bediüzzaman unvanı ile
meşhur olan Said Nursi, 1876'da Bitlis vilâyetinin Hizan kazasına bağlı İsparit
nahiyesinin Nurs köyünde dünyaya gelmiştir.
Annesinin adı Nuriye,
babasının adı da Mirza'dır. Ancak, halk babasına, "Sofi Mirza" adını
takmıştır. Çünkü Mirza Efendi, gerçekten de Sofi meşrebdir.
Nitekim oğlu Said'in hocası Seyyid Nur Mehmed'in şu ziyaret
hâdisesi de Mirza Efendi'ye verilen Sofi sıfatının ne kadar yerinde olduğunu
göstermektedir.
Medresesinde okuttuğu
talebelerin içinde, bir okuduğunu ikinci defa okuma ihtiyacı duymayacak kadar
ezberleme kabiliyetine sahip olan Said'in, zekât, fitre gibi yardımları
almayışı, çocuk hâlinde bile asla yalana tenezzül etmeyişi, çocuksu
münakaşalarda bile mertlikten asla ayrılmayışı gibi çok farklı hâlleri
hocasının dikkatini çeker. Bu fevkalâdeliklere tatmin edici bir izah
getiremeyen müderris Nur Mehmed, nihayet Said'e teklifte bulunma ihtiyacı
duyar: "Said seni
yetiştiren âileyi iyice merak etmeye başladım. Bir gün size gidip ziyaret etmek
isterim."
Küçük Said, buna
memnuniyetle evet cevabı verir. Böylece bir sabah Hizan yaylasındaki medreseden
çıkan hocalar, akşam üzeri Nurs'a gelirler. Sofi Mirza Efendi'nin evde
bulunmayışı yüzünden kapıdaki ağacın altına serilen hasır üzerinde istirahat
edip beklemeye başlarlar.
İkindiden sonra önünde
iki öküz ve iki inekle çıka gelen sofi Mirza Efendi'yi tecessüsle takip eden
Mehmed Efendi, inek ve öküzlerin ağızlarının torbalarla bağlı bulunduğunu
görünce merakla sorar.
"Mirza Efendi, bu
hayvanların ağızlarını niçin bağladın?"
Sofi Mirza'nın cevabı
şöyle olur:
"Efendim, gidip
geldiğimiz tarlamız biraz uzakçadır. Hayvanların ağızlarını gidip gelirken
bağlamazsam yol kenarlarındaki tarlalardan ekin koparıp yiyebilirler. Böylece
komşumuzu rahatsız etmiş olmakla kalmaz, haram yiyen öküzle tarlamızı sürmüş,
haram yiyen ineğin sütünü içmiş oluruz. Bunun için gidip gelirken öküz ve
ineklerin ağızlarını torba ile bağlamış bulunuyorum."
Bu cevaptan sonra
annesini çağırtan aksakallı Hoca Efendi, ona da sorar:
"Nuriye Hanım, anlatır mısınız, Said'i
yetiştirme tarzınızı? Onu nasıl besleyip büyüttünüz?"
Nuriye Hanım'ın cevabı
da şöyle olur:
"Efendim, ben
Said'e anne olacağımı hissettiğim günden itibaren abdestsiz yere basmamaya
gayret ettim. Ayrıca Said dünyaya geldikten sonra ise aynı titizliğim devam
etti, Ona abdestsiz süt vermedim!"
Daha fazlasını
beklemeye ihtiyaç duymayan müderris Nur Mehmed, yanındaki hoca arkadaşlarına
döner: "Şimdi merakımı çözdüm. Böyle baba ve böyle anneden böyle evlâdın
dünyaya gelmiş olması normaldir!"
İşte Mirza Efendi'ye
ayrıca bir de Sofi unvanı taktıran Sofiliği ile annesi Nuriye Hanım'ın
dindarlığından birer misâl...
0 yorum:
Yorum Gönder