Bediüzzaman etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Bediüzzaman etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

3 Kasım 2012 Cumartesi

BEDİÜZZAMAN HAZRETLERİNİN KRONOLOJİSİ

                 BEDİÜZZAMAN HAZRETLERİNİN KRONOLOJİSİ
Bediüzzaman’ın hayat seyri ve safahatından mü­him bir kısmının tarihleri:
1877
Said Nursî Hazretlerinin Bitlis Vilayeti Hizan İlçesi Nurs Köyü’nde doğumuştur.
1885
Yaş 9
Said Nursî ilk tahsile başlamak için ailesinden ay­rılıp Tağ Köyü Medresesine gelmesi… Burada çok az bir süre kalıp tekrar köyüne dönmüştür.
1891
Yaş 14
Hz. Üstad’ın Resulullah’ı (A.S.M.) rüyasında gör­mesi ve em­salsiz üç aylık tahsilini yaptığı yer olan Doğu Beyazıt’a gitmesi… Bu sıralarda kendisinin lakabı, Molla Said-i Meşhur’dur.
1892
Said Nursî Hazretleri, görülen hârika haller ve za­mana uy­mayan durumlar karşısında Bediüzzaman ünva­nının kendisine verilmesi ve böyle anılmaya baş­lanması
1893
Yaş 16
Bitlis ve Siirt civarında çeşitli yerlerde bulunup, daha sonra Siirt’in Tillo kasabasında bir kubbede inzi­vaya çe­kilmesi… Karınca ve arı milletlerinin cumhuri­yetçi olduk­larını söylemesi…
1894
Bediüzzaman Hazretleri, Abdülkadir-i Geylanî Hazretlerinden rüyasında aldığı emir üzerine, Cizre’de aşiret reis­lerinden Mustafa Paşa’yı ikaz için Cizre ve Mardin taraflarında bulunması…
Mardin’de siyaset-i İslâmiye ve içtimaî mes’ele­lerle ilgilen­mesi…
1895
Mardin’den nefiy ile Bitlis’e gelmesi ve iki yıl orada valinin ilme hürmetinden dolayı tahsis ettiği odada kal­ması…
1897
Van Valisi Hasan Paşa’nın daveti üzerine Van’a git­mesi ve Valinin konağında kalması
Müsbet ilimlerle meşgul olarak hârikulâde bilgi sa­hibi olması
Bu zamana kadar hıfzına aldığı 80-90 cild kitabı, üç ayda bir ezberden devretmesi
1900
İngiliz Müstemlekât Nâzırı Gladiston’un gazete­lerde çıkan beyanatı üzerine Bediüzzaman o zamana ka­dar elde ettiği bütün ilimleri, Kur’anın hakikatlerine çıkmak için basamak yapmaya karar verir ve der:
“Kur’anın sönmez ve söndürülmez manevî bir gü­neş hük­münde olduğunu, ben dünyaya isbat edece­ğim ve göstereceğim!”
1907
Din ilimleriyle fen ilimlerinin beraber okutulacağı ve Arapça, Türkçe, Kürtçe tedrisat yapabilecek bir İslâm Üniversitesi’nin Şark’ta tesisi için İstanbul’a gelmesi
Kaldığı yerin kapısına “Her suale cevab verilir” lev­hasını asıp, âlimleri sual sormaya daveti
Sultan Abdülhamid’e Şark’ta üniversite açılması için müra­caatı
Yıldız Divan-ı Harbi’ne verilmesi
1908
Meşrutiyete, yani seçim ve meclis sistemine (tam meşruiyete istinadı için) sahip çıkması
1909
31 Mart’ta Bediüzzaman’ın yatıştırıcılığı
İsyan etmiş olan sekiz taburu itaata getirmesi
Bediüzzaman’ın Divan-ı Harb’e verilişi
Divan-ı Harb’de beraet edişi ve serbest bırakılması
1910
Divan-ı Harb’den beraet eden Bediüzzaman’ın Van’a gitmek üzere İstanbul’dan ayrılması
Şark’ta aşiretleri dolaşarak hürriyeti, meşrutiyeti anlatması ve içtimaî dersler vermesi
1911
Şam’a gelişi ve Câmi-i Emeviye’de muhteşem bir hutbe ile İslâm Âleminin dertlerini ortaya koyması ve hal çarelerini gös­termesi
Sultan Reşad’la beraber Rumeli seyahatine çık­ması
1913
Van’a gitmesi ve Şark Üniversitesinin temelini at­tır­ması
1915
Milis Kumandanı Bediüzzaman, Pasinler cephe­sinde Ruslarla çarpışıyor
1916
Bediüzzaman’ın Ruslara esir düşmesi ve iki yıl esaret hayatı
1918
Bediüzzaman’ın Kosturma’dan firar edişi
17 Haziran 1918: Bediüzzaman’ın Varşova, Viyana ve Sofya üzerinden İstanbul’a avdeti
Enver Paşa’nın vazife teklifini kabul etmeyen Bediüzzaman’a, Harbiye Nezareti ikramiye ve harb ma­dalyası veriyor
13 Ağustos 1918: Ordu-yu Hümayun’un tavsi­ye­siyle Dâr-ül Hikmet’e âzâ oluşu
1919
19 Nisan 1919: Bediüzzaman’ın Dâr-ül Hikmet’ten altı ay izne ayrılması
Sultan Vahdeddin, Bediüzzaman’a “Mahreç” pâ­yesi veriyor
1920
İngiliz işgaline karşı “Hutuvat-ı Sitte”yi neşrede­rek mücadele etmesi
1921
Bediüzzaman’ın Anglikan Kilisesi’ne cevabı
Bediüzzaman, Kuvâ-yı Milliyeyi destekliyor
1922
Bediüzzaman davet üzerine İstanbul’dan Ankara’ya geliyor
9 Kasım 1922: Bediüzzaman’a Meclis’de hoşâ­medî yapıl­ması
1923
19 Ocak 1923: Bediüzzaman Meclis’de mebuslara hi­taben bir beyanname neşrediyor
17 Nisan 1923: Ankara’da umduğunu bulama­yan ve kendi­sine yapılan bütün teklifleri reddeden Bediüzzaman’ın Van’a git­mek üzere yola çıkması
1925-1927
Bediüzzaman’ın Van’dan nefyi
Bediüzzaman Van’dan İstanbul’a oradan da Burdur’a getiri­liyor
Isparta’da bir müddet kalan Bediüzzaman, önce Eğridir ora­dan da Barla’ya getiriliyor
Başta Sözler, Mektubat, Lem’alar’ın bir kısmı ol­mak üzere Risale-i Nur’lar te’lif edilmeye başlanıyor
1934
Barla’dan alınan Bediüzzaman’ın Isparta’ya getiri­lişi
27 Nisan 1935: Dâhiliye Vekili Şükrü Kaya ve Jandarma Umum Kumandanı askerî bir kıt’a ile Isparta’ya geliyor ve Bediüzzaman tevkif olunuyor
Tevkif edilen Bediüzzaman ve talebeleri, muha­keme edilmek üzere Eskişehir’e götürülüyor
Tesettür âyetinin tefsirinden dolayı Bediüzzaman’a 11 ay ceza veriliyor
1936
Temyiz edilen mahkûmiyet kararının neticesi Temyiz’den gelmeden hapis müddeti tamamlandığı için Bediüzzaman tahliye ediliyor
27 Mart 1936: Tahliye edilen Bediüzzaman, Kastamonu’da ikamete mecbur ediliyor
Üç ay karakolda kalan Bediüzzaman, karakol kar­şı­sında bir eve yerleştiriliyor. Burada da bir kısım insan­lar ona talebe oluyor­lar. Âyet-ül Kübra ve bir kısım risa­lele­rin telifi yapılıyor. Başka yer­lerdeki talebele­riyle, Kastamonu Lâhikası adıyla toplanan kitap­taki mektub­larla haberleşiyor ve hizmet metodları hakkında ikaz­larda bulunuyor.
1943
20 Eylül 1943: Bediüzzaman’ın tevkif edilerek Ankara, Isparta ve oradan Denizli’ye getirilmesi
1944
Denizli mahkemesinin başlaması
15 Haziran 1944 Denizli Ağırceza Mahkemesi Bediüzzaman’ın beraetini ilân ediyor
Ağustos 1944 sonlarında Ankara’dan gelen emirle Bediüzzaman Emirdağ’da ikamete mecbur edili­yor
1948
23 Ocak 1948 Emirdağ’da kış ortasında Bediüzzaman ve ta­lebelerinin tevkif edilişi ve Afyon mahkemesine sevki
6 Aralık 1948 Afyon Mahkemesinin mevhum ve mesnedsiz iddialarla Bediüzzaman ve talebelerine mah­kûmiyet kararı verişi ve temyiz
1949
20 Eylül 1949 Yirmi ay mevkuf tutulan Bediüzzaman Hazretleri, halkın tezahüratına mâni ol­mak için Afyon hapishane­sinden şafak vakti tahliye edi­liyor
20 Kasım 1949  Bediüzzaman’ın tekrar Emirdağ’a getirilişi
1952
Ocak 1952’de Gençlik Rehberi mahkemesi için Bediüzzaman İstanbul’a geldi.
22 Ocak 1952 Salı Gençlik Rehberi mahkemesi­nin ilk du­ruşması
5 Mart 1952 Salı: Bediüzzaman’ın Gençlik Rehberi dâva­sından beraeti
1953
Nisan 1953: Bediüzzaman tekrar Emirdağ’a geldi
Mayıs 1953: İstanbul’a gelen Bediüzzaman’ın üç ay kadar kalması
Bediüzzaman’ın Patrik Athenagoras’la görüşmesi
Onsekiz yıllık ayrılıktan sonra Barla’ya gelişi
1956
23 Mayıs 1956: Sekiz senedir devam eden Afyon Mahkemesinde Risale-i Nurların beraeti ve iade edil­mesi
1957-1958

Nur Risalelerinin ve bu arada Tarihçe-i Hayat’ın matba­alarda neşredilmesi

1960
23 Mart 1960 Çarşamba: Bediüzzaman, Ramazan’ın 25. günü gece saat 03.00 civarında bu fani âleme veda etti
12 Temmuz 1960 Salı: Mezarı açılan Bediüzzaman’ın naaşı çıkarılarak askerî bir helikop­terle meçhul bir istika­mete götürülü­yor.

Read more »

1 Kasım 2012 Perşembe

Bediüzzaman Said Nursi

Bediüzzaman unvanı ile meşhur olan Said Nursi, 1876'da Bitlis vilâyetinin Hizan kazasına bağlı İsparit nahiyesinin Nurs köyünde dünyaya gelmiştir.


    Annesinin adı Nuriye, babasının adı da Mirza'dır. Ancak, halk babasına, "Sofi Mirza" adını takmıştır. Çünkü Mirza Efendi, gerçekten de Sofi meşrebdir.
Nitekim oğlu Said'in hocası Seyyid Nur Mehmed'in şu ziyaret hâdisesi de Mirza Efendi'ye verilen Sofi sıfatının ne kadar yerinde olduğunu göstermektedir.
    Medresesinde okuttuğu talebelerin içinde, bir okuduğunu ikinci defa okuma ihtiyacı duymayacak kadar ezberleme kabiliyetine sahip olan Said'in, zekât, fitre gibi yardımları almayışı, çocuk hâlinde bile asla yalana tenezzül etmeyişi, çocuksu münakaşalarda bile mertlikten asla ayrılmayışı gibi çok farklı hâlleri hocasının dikkatini çeker. Bu fevkalâdeliklere tatmin edici bir izah getiremeyen müderris Nur Mehmed, nihayet Said'e teklifte bulunma ihtiyacı duyar: "Said seni yetiştiren âileyi iyice merak etmeye başladım. Bir gün size gidip ziyaret etmek isterim."
    Küçük Said, buna memnuniyetle evet cevabı verir. Böylece bir sabah Hizan yaylasındaki medreseden çıkan hocalar, akşam üzeri Nurs'a gelirler. Sofi Mirza Efendi'nin evde bulunmayışı yüzünden kapıdaki ağacın altına serilen hasır üzerinde istirahat edip beklemeye başlarlar.
    İkindiden sonra önünde iki öküz ve iki inekle çıka gelen sofi Mirza Efendi'yi tecessüsle takip eden Mehmed Efendi, inek ve öküzlerin ağızlarının torbalarla bağlı bulunduğunu görünce merakla sorar.
    "Mirza Efendi, bu hayvanların ağızlarını niçin bağladın?"
    Sofi Mirza'nın cevabı şöyle olur:
    "Efendim, gidip geldiğimiz tarlamız biraz uzakçadır. Hayvanların ağızlarını gidip gelirken bağlamazsam yol kenarlarındaki tarlalardan ekin koparıp yiyebilirler. Böylece komşumuzu rahatsız etmiş olmakla kalmaz, haram yiyen öküzle tarlamızı sürmüş, haram yiyen ineğin sütünü içmiş oluruz. Bunun için gidip gelirken öküz ve ineklerin ağızlarını torba ile bağlamış bulunuyorum."
    Bu cevaptan sonra annesini çağırtan aksakallı Hoca Efendi, ona da sorar:
    "Nuriye Hanım, anlatır mısınız, Said'i yetiştirme tarzınızı? Onu nasıl besleyip büyüttünüz?"
    Nuriye Hanım'ın cevabı da şöyle olur:
    "Efendim, ben Said'e anne olacağımı hissettiğim günden itibaren abdestsiz yere basmamaya gayret ettim. Ayrıca Said dünyaya geldikten sonra ise aynı titizliğim devam etti, Ona abdestsiz süt vermedim!"
    Daha fazlasını beklemeye ihtiyaç duymayan müderris Nur Mehmed, yanındaki hoca arkadaşlarına döner: "Şimdi merakımı çözdüm. Böyle baba ve böyle anneden böyle evlâdın dünyaya gelmiş olması normaldir!"
    İşte Mirza Efendi'ye ayrıca bir de Sofi unvanı taktıran Sofiliği ile annesi Nuriye Hanım'ın dindarlığından birer misâl...

Read more »