Başını
kaldır çevrene bak ve dünü-bugünü birarada görmeye çalış! Her şeyin muntazam bir
tempoyla değişip gelişmekte olduğunu; dün minik bir tomurcuk, kuru bir
tohumcuktan ibaret olan filizlerin, dânelerin boy atıp başak bağladıklarını,
ayağa kalkıp çiçekler açtıklarını görecek ve hayretten hayrete gireceksin...
Evet,
tıpkı baharda, otların, ağaçların, hatta bütün canlıların urbalarını giyip
formalarını takması ve herbiri kendine has renk, şekil, keyfiyet ve edâ ile
gözlerimizi kamaştırıp gönüllerimizi coşturması, başlarımızı döndürüp
bakışlarımızı bulandırması misillü; dünyanın dörtbir yanında, değişik renk,
değişik şekil ve değişik şivede, fakat hepsi de o tek ve biricik gerçek
etrafında olagelen en mevzun değişmeler, en dengeli gelişmeler birbirini takib
etmekte ve adeta Kudreti sonsuz, bütün handikaplara rağmen, iç içe baharlar gibi
peşi peşine harikalar ve mucizeler sergilemekte.
Evet,
herbiri birer cansız kaya parçasına dönmüş dağlara tepelere, dağlarda-tepelerde
kütükleşen ağaçlara, ağaçlar arasında kalakalmış cansız cenazelere, evlek evlek
sular yürümekte.. yıllar yılı ayaklarımızın altında ölü gibi yatan toprak hayat
olup fışkırmakta.. hava, su, yeşil yapraklara, renk renk çiçeklere ve tatlı
meyvelere doğru sessiz sessiz akıp gitmekte...
Artık,
bugünün dün; yarının da bugün olmayacağını daha iyi seziyor ve daha iyi
anlıyoruz. Bugün ufukta bize göz kırpan güneş, dünkü o solgun yüzlü güneş değil.
Yarının pırıl pırıl güneşleri de bugünün küsuftan sıyrılmaya çalışan güneşleri
gibi olmayacaktır.
Bak
daha şimdiden, her tarafta renkler, desenler ve şekiller; renkler, desenler ve
şekiller üzerinde billûrlaşan duygular, düşünceler, anlayışlar her gün daha da
netleşiyor, berraklaşıyor ve çizgi çizgi özüne doğru kayıyor!
Aslında
bu umumi değişme ve gelişmeyi, kendimizde görüp göstermemiz de mümkündür. Rica
ederim, bugünkü nesillerin dünkü nesiller olduğunu iddia edebilir miyiz? Sen
dünkü “sen” beriki de dünkü “o” mudur? Demek ki yarınki sen “sen”, o da “o”
olarak kalmayacaktır.
Öyle
ise bugünden irâdenle diril ve bir çağlayan gibi özüne doğru akmaya çalış!
Zaten, etrafındaki bu canlılık ve dirilmelere adapte olamaz, duygu ve
düşüncelerinle bu gürül gürül akıntıya kendini salamazsan olduğun yerde
kalakalıp, kuruman kaçınılmaz olacaktır.
Bu
canlılık, bu gelişme, bu kaynaşma ne muhteşem, ne göz kamaştırıcı! Bu pırıl
pırıl baharın alkışçıları; temsilcileri ne mübarek ve ümidlerin bittiği aynı
noktada çölleri cennetlere çevirerek iradelerimize fer kazandıran kudret ne
muazzam ve mübeccel..!
