İmam-ı Gazali etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
İmam-ı Gazali etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

2 Kasım 2012 Cuma

İmam-ı Gazali kimdir?

İmam-ı Gazali kimdir?

Subki Tabakalinda Gazâli'yi şöyle anlatir: Aslen Tüs şehrinden olan Gazâli'nin adi, Muhammed b. Muhammed b. Muhammed b. Ahmed, künyesi Ebû Hâmid el-Gazâli, lâkabi ise Hüccet'ül-İslâm dir.
O İslâm dininin, insanoğlunu D âr'üs-Selâma (Cennet'e) götü­ren bir delil ve bürhani idi. İlmin ceşitli dallarinda söz sahibi olan Gazâli, mantik ve mefhum ilminde cok geniş bir bilgiye sahipti.
Muasirlarindan yildizlara ulaşan hasimlarini, mücadele edilmesi gittikce gücleşen bid'atcilari; yerle yeksan edecek dereceye yükselen Gazâli, bidayet ve nihayet erbabinin hedefine eksiksiz bir şekilde varmiştir. O, huzurunda başka arslanlara yer bulunmayan bir arslan idi. O oiidördünde parlayan bir ay idi. Fakat ayin gündüz parlamadiğim herkes bilmektedir.
O da, herkes gibi bir beşer, fakat kocaman dağ gibi bir beşer... O, halktan bir parca, fakat dizilmiş inci taşlarinin parcasi.

Hicretin beşyüzüncü senelerinde, karanlik gecelerin yildizlara ihtiyacindan daha fazla ihtiyac duyulan bir insan olmuş ve felsefi sacmaliklara karşi durarak âdeta bütün müslümanlarin im­dadina yetişmiştir.
Hayati boyunca, İslâm dininin hakikatlerini bütün insanlara pervasizca bildirmiştir, islâm korusunu, mizrağinin ucunu dahi lekelemeden saldirganlarin saldirisindan muhafaza etmeye mu­vaffak olmuştur. Kalemi sayesinde, dinin hakiki hüviyetini ört­meye calişan şüphecilik bulutlari dağilmiş, hakikatler olduğu gibi herkese görünmeye başlamiştir. Bütün bu ilmi calişmalar yaninda, kalbi de takva ile dolu idi. Halvethanesinde tevhid deni­zine dalmiş ve ibadetten başka hicbir şeyi kendisine arkadaş edin-meiniştii Dünyaya metelik vermeydi, her bakimdan alişverişini Allah ile yapmişti.
İmam Münâvi de Gazâli hakkinda şöyle der: O bir denizdi. Öyle bir deniz ki, ondaki inciler hicbir denizde bulunmaz. Semalardan daha yüce bir allâme idi. Onun kalbindeki ilim yildizlarinin kiymeti nerede, gökteki yildizlarin kiymeti nerede?

O, dünyanin bütün bahcelerinden daha üstün bir ilim bahcesi­dir. Onun ortaya döktüğü değerli inciler sayesinde İslâm milleti­nin gerdanliği intizam bulmuştur. İlimlerin engin denizlerine dalip, bid'atcilari geri püskürtmek icin gereken calişmayi yapmak­tan bir an bile geri kalmamişti.
Ebû İbrahim Feth b. Ali el-Bağdâdi, Bağdadi Tarihinin zeylinde Gazâli icin şöyle demektedir: "O öyle bir kimse idi ki, gözler onun gibi konuşan, onun gibi zeki ve anlayişli kimseyi görmemişti'.
İbn Mukri Tuhfet 'ül-İrşâd ilâ Sebil'ir-Reşad adli eserinde Gazâli icin aynen şöyle der: 'Onun mübarek ismiyle göğüsler inşirah bulup kabarir, nefisler sevinir. Onu ağzina alan büyük âlimler övülür ve kitaplar şöhret bulur. Onun naminin yayildiği yerde sesler alcalir ve başlar eğilir'.
İbn Asâkir, Tarih1 inde Gazâli icin uzun malûmat vermekte ve medh ü senasini yapmaktadir. Hafiz b. Semani de ayni şeyi yapmiştir.

Hafiz Muhibbiddin b. Neccar el-Hanbeli, Bağdad Tarihine yazdiği zeylde şöyle demektedir>,Gazâli her sahada fakih ve imam­lara önderdir.
Bütün âlimlerin ittifaki ile ümmetin rabbânisidir. Zamaninin müctehidi, önderi ve müceddididir. Bütün bir memleket ondan bahsetmiş, fazileti halk arasinda hakli olarak jrayilmiştir. Her meslek ve meşreb erbabi tarafindan, ilim sahasindaki büyüklüğü itiraf ve otoritesi kabul edilmiştir.
Sapik bid'atcilar kendisinden korktuğu gibi, cedelciler de onun getirdiği deliller karşisinda sönüp perişan olmuştur. Dakik ve ince calişmalari sayesinde, bid?atcilarm ve ehl-i sünnete muhalif olan­larin maskeleri alaşaği edilmiş ve yirtilmiştir. Bütün hayatinda, sünnet-i seniye ve dine yardimdan başka bir hedefi olmayan Gazâli'nin kitaplari, güzellik ve mânevi cemâlde güneş işiğinin yeryüzüne yayilişi gibi yayilmiştir. Muvafik ve muhalif herkes kendisini otorite kabul etmiştir.

Read more »

Allah Korkusu (İmam-ı Gazali)


İmam-ı Gazali'nin Kalplerin Keşfi kitabından...

Peygamber'imiz (S.A.S.) buyuruyor ki:
«-Ulu Allah (C.C.), kanatlarının biri doğuya, öbürü batıya uza-nan ve ayaklan yedinci kat yere inen bir kuş yarattı. Kuşun üzerinde bütün varlıkların sayısı kadar tüy vardır.
Ümmetimden kadın - erkek herhangi bir kimse bana selât-ü selâm getirdiği zaman ulu Allah bu kuşa, Arş'ın altında bulunan nurdan bir denize dalmasını emreder. Kuş denize dalıp çıkarak kanatlarını silke-leyince her tüyünden bir damla akar. Ulu Allah akan her damladan, üzerime kıyamete kadar selât-ü selâm getiren kul hesabına istiğfar edecek bir melek yaratır.»

Ehl-i Hikmet'ten biri şöyle der:
«Vücudun selâmeti az yemekte, ruhun selâmeti az günah işlemekte ve dinin selâmeti de varlıkların en hayırlısına (Peygamber'imize) selât-ü se-lâm getirmektedir.»

Ulu Allah (C.C.) buyuruyor ki:

«— Ey iman edenler! Allah'dan korkunuz ve O'na itaat ediniz ve her-kes yarını için (kıyamet gününe ne amel işlediğine) baksın (yani sadaka verin ve Allah'ın emrine uygun ameller işleyin ki, Kıyamet günü sevabını bulasınız) Allah'dan korkunuz, çünkü O, (iyilik olsun, kötülük olsun) yap-tığınız her hareketten haberdardır» (1).

Çünkü Kıyamet günü melekler, gökler, yeryüzü, gece, gündüz, iyilik olsun, kötülük olsun insanoğlunun işlediği her şeye şahitlik edecekler-dir. Hatta vücudun azaları bile insanoğluna karşı şahit tutulacaktır.
Yeryüzü, günah işlemekten sakınarak iyiliğe koşan (zahid) ve mü-min kulun lehine şahitlik ederek «bu adam üzerimde namaz kıldı, oruç tuttu, hacca gitti, cihad etti» diyecek, günahtan sakınarak iyiliğe koşan mümin kul da bu şahitliğe sevinecektir.
Buna karşılık ayni yeryüzü, kâfir ve günahkârların aleyhinde de şa-hitlik ederek «bu adam üzerimde Allah'a şirk koştu, zina işledi, içki içti, haram yedi» diyecektir. Merhametlilerin en merhametlisi olan ulu Allah (C.C) kâfir ve günahkârları inceden inceye sorguya çekerse vay hal-lerine!
Mümin, vücudunun bütün âzaları ile Allah'dan korkandır. Nitekim büyük ahlâk ve fıkıh bilgini Ebu Leys es-Semerkandî der ki:
— Allah korkusunun, yedi alâmeti vardır:
,— Birinci alâmet dil'de belirir: Allah korkusu taşıyan kul dilini ya-landan, dedikodudan, koğuculuktan, iftiradan ve boş konuşmaktan alı-kor, bunlar yerine onu zikirle, Kur'an okumakla ve ilmî konuşmalarla meşgûl eder.
İkinci alâmet kalbde belirir: Allah korkusu taşıyan kul başkalarına karşı kalbinde düşmanlık, iftira ve kıskançlık barındırmaz. Çünkü kıs-kançlık iyilikleri mahveder. Nitekim Peygamber'imiz (S.A.S.) şöyle bu-yurur:
<<— Ateş odunu nasıl yerse (yakarsa) kıskançlık da iyilikleri öyle yer» (yok eder)
Bilesin ki, kıskançlık, kalb hastalıklarının başlıcalarından biridir ve bu hastalıklar da ancak ilimle ve iyi ameller işleyerek tedavi edilebilir.
Üçüncü alâmet göz'de belirir: Allah korkusu taşıyan kul, haram yiyeceğe, haram içeceğe, haram giyeceğe... (kısacası) haram olan hiç bir şeye bakmaz. Dünyaya aç ve muhteris gözlerle değil, ibret almak amacı ile bakar. Helâl olmayan şeylerden bakışlarını uzak tutar.
Nitekim Peygamber'imiz (S.A.S.) şöyle buyurur: «—Kim gözünü haramla doldurursa Allah da onun gözünü kıyamet günü ateşle doldurur.»
Dördüncü alâmet karın'da belirir: Allah korkusu taşıyan kul, karnına haram lokma sokmaz, çünkü haram lokma yemek ağır günahlardan biri-dir. Nitekim Peygamber'imiz (S.A.S.) şöyle buyuruyor:
— insanoğlunun karnına haram bir lokma inince, lokma midesinde kaldığı sürece yerde ve göklerdeki melekler tekrar tekrar üzerine lânet yağdırırlar O lokmayı hazmederken öldüğü takdirde varacağı yer ce-hennemdir.»
Beşinci alâmet eller'de belirir: Allah korkusu taşıyan kimse, ellerini harama değil. Allah'ın rızasına uygun şeylere doğru uzatır. Nitekim sa-habîlerden Kâ'b'ul Ahbar'ın (R.A.) şöyle dediği rivayet edilir:
<<— Ulu Allah; .her bir bölümü yetmiş bin gözlü yetmiş bin bölümü olan yakuttan yapılma bir köşk yaratmıştır. Kıyamet günü bu köşke ancak önlerine çıkan haram şeylerden Allah korkusu ile uzak duranlar girebileceklerdir.»
Altıncı alâmet ayaklarda belirir: Allah korkusu taşıyan kimse, günah işlemeye değil, Allah'ın emrine uygun ve O'nun rızasını kazandıracak işlere doğru yürür, alimlerle ve iyi amel işleyenlerle buluşmak gayesi ile adım atar.
Yedinci alâmet Amel'de belirir: Allah korkusu taşıyan kimse ibade-tini sırf Allah rızası için yapar, riyadan ve münafıklıktan kaçınır, böyle-likle Allah'ın haklarında şöyle buyurduğu kimselerden biri olur:
«— Rabb'ının katında Ahiret, günahlardan korkanlar İçindir (2). Böyleleri için Ulu Allah başka bir ayette şöyle buyurur:
<<— Günahlardan sakınanlar, hiç şüphesiz, cennetlerde ve pınar-lar(ının başların) dadırlar» (3).
Boşka bir âyette de şöyle buyuruluyor:
«— Günahlardan sakınanlar cennet ve nimetler içindedirler» (4),
Diğer bir âyette de şöyle buyurulur;
«— Günahlardan sakınanlar emin bir makamdadırlar» (5).
Bu âyetlere bakınca Ulu Allah'ın neredeyse «bu kimseler. Kıyamet günü cehennemden kurtulurlar» diye buyurduğu görülür.
Müminin korku ile ümit arasında bulunması gerekir. Buna göre bir yandan ümit kesmeksizin Allah'ın rahmetini beklerken diğer yandan ibadet hali içinde çirkin hareketlerden vazgeçerek Allah'a tevbe eder.
Nitekim ulu Allah (C.C.) şöyle buyurur:
«—Sakın Allah'ın rahmetinden ümit kesmeyin» (5).

HİKÂYE 
Hz. Davud —-Allah'ın selâmı üzerine olsun— kürsü üzerine oturmuş, Zebûr okurken gözleri yerde sürünen kırmızı bir kurda ilişir ve içinden «Acaba Allah'ın bu kurdu yaratmaktan muradı, ne ola ki» diye düşünür. Bunun üzerine Allah'ın izni ile dile gelen kurt O'na şöyle der. «Ey Allahın Resulü! Her gün, gündüzleri bin kere — Subhanellahi velhamdülillâhi ve lâilâhe illellahu vellahu ekber (Alah'ı noksanlıkların her türlüsünden ten- zih ederim, hamd O'na mahsustur, O'ndan başka ilâh yoktur, Allah en büyüktür)» demeyi, Allah bana ilham etti. Geceleri ise yine bin kere — Ellahumme salli alâ seyyidina Muhammedininnebiyyil ümmiyyi ve alâ alihi ve sahbihi ve sellem (Allah'ım! Okuma-yazmasız Peygamberin olan Mu-hammed'e, O'nun soyundan gelenlere ve O'nun sahabilerine rahmet ve selâm ihsan eyle) dememi ilham etti. Sen zikrederken neler söylüyorsan bana da bildir de istifade edeyim,»
Bu sözleri işiten Hz. Davud (A.S.) kırmızı kurdu küçümsediğine piş-man olur, Allah'dan korkarak O'na tevbe eder ve dergâhına sığınır.
Hz. İbrahim (AS.) işlediği bir günahı hatırlayınca baygınlık geçirir ve kalbinin çarpıntısı (neredeyse) bir mil uzaklıktan duyulurdu. Allah'ın emri ile bir gün kendisine Cebrail (A.S.) gelir ve der ki, «Allah sana selâm ediyor ve —dostundan korkan bir dost gördün mü— diye soruyor.
Hz. İbrahim (A.S.) Cebrail'e şöyle cevap verir; «Ey Cebrail! Kusurum aklıma gelince ve cezasını da düşününce dostluğumu unutuyorum.»
İşte peygamberlerin, velilerin ve salihlerin tutumu budur. Ötesini var sen düşün.
_________________________________________
(1) Kur'an - Kerim/Haşr Sûresi, 18
(2) Kur'an-i Kerim/Zuhruf Sûresi, 35
(3) Kur'an-ı Kerim/Zariyat Sûresi, 15
(4) Kur'an-ı Kerim/Tur Sûresi, 17
(5) Kur'an-ı Kerim/ Duhan Sûre-i Celilesi. 51

Read more »