kuran-ı kerim etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
kuran-ı kerim etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

15 Temmuz 2015 Çarşamba

İhlas Süresi Ve Okumanın Faziletleri

İhlas Sûresi 4 ayettir. İndirildiği yer Mekke şehridir. Kur’an-ı Kerim’de 30. cüzde bulunmaktadır. İhlâs Sûresi Mekke’de 22. sırada inmiştir. Sûre sadece Allah’ın sıfatlarından bahsettiği için O’na tahsis edilmiş olarak algılanmış ve Sûreye “Allah’ın birliğini halis kılmak” anlamında İhlâs adı verilmiştir. İslâm’ın tevhid akîdesinin en özlü ve anlamlı ifadesidir. 

İhlas’ın sözlükte h–l–s fiil kökünden türemekte ve ayrışmak, katıksız dupduru olmak, arınmak anlamına gelmektedir. İhlas bulaşan bir şeyden kendini kurtarmak, arındırmak anlamına gelirken diğer bir anlamı da özüne dönmek, aslına kavuşmak olarak  açıklanabilir.
İhlasın dini anlamı ise, Allah’a tam anlamıyla bağlı olarak ibadetleri yerine getirmek, şirkten uzak bir şekilde Allah’a teslim olmak anlamındadır. İhlas, kulun Cenabı Hakkın yasakladığı her şeye nefsini kapatmasıdır. İhlas, insanın doğruyu aramasıdır. Allah’a koşmasıdır. Hidayet yolunda şeytanın bütün oyunlarına karşı sebatla yürümesidir. Esas itibari ile ihlas, ibadeti riyadan temizlemek ve yalnızca Allah için ibadet etmektir. Allah’ın arkamızda güçlü bir kuvvet olmasını istiyor isek, ihlas ile ona iltica etmektir. İhlas doğumdan hesap gününe kadar geçen yolculukta öyle bir şefaatçi ve yardımcı olacak ki, peygamberimizin şefaati bile buna bağlıdır. Eğer ihlas yok ise bu yolculuğun sonu kesinlikle azaptır. Peygamber efendimiz bile: Gerektiği gibi ibadet edemedim” buyurmuşlardır.
 
İnsanoğlunun yaradılış amacı imtihandır şüphesiz. Bir insan imtihanda olduğu ve sonunda yevmüddin de hesaba çekileceğini asla unutmamalıdır. Yüce Mevlamız Keyf suresi 110. ayetinde “Kim Rabbine kavuşmayı arzu ediyorsa, Salih amel işlesin ve yapmış olduğu ibadette hiç kimseyi Rabbine ortak koşmasın” buyurarak, İbadetlerini ihlasla yerine getiren bir kulun kurtuluşa ereceğini müjdelemektedir.
Efendimiz aleyhis selatü ve’s selam bir hadisi şerifinde: “Her zaman amelleriniz de ihlası gözetin. Zira Allah sadece amelin halis olanını kabul eder.” buyurmaktadır.
İmam Gazali ihlası, riyasız bir amel ve Allah’a şirk koşmamak olarak tanımlamaktadır.
İsmail Ankaravi “Hakikat şu ki, İhlas yalnız ve yalnız Allah için ve O’nun rızasını kazanma yolunda yapılan ibadetle kazanılır” buyurarak ihlasın önemini açıklamaktadır.
Kuşeyri, İbadeti gösterişten ve birilerinin övgüsünü almaya çalışmaktan kurtarıp, sadece ve sadece Allah’a yaklaşmak amacıyla yapmak olarak açıklamıştır.
Cüneyd bağdadi ise,”İhlas Allah ile kul arasında bir sırdır. melek onu bilmez ki sevap yazsın. Şeytan ona muttali olamaz ki ifsad etsin. Heva ve heves onu fark edemez ki kendisine meylettirsin.” diyerek, ihlasın önemine vurgu yapmıştır.
Sonuç olarak ihlas, insanın kalben ve bedenen ibadet ve amellerinde, nefsine pay çıkarmaması ve doğrudan Allah’a yönelmesidir. İhlas, katışıksız, doğru, samimi ve dupduru olma ve kalbi kirletecek bütün şeylere kapalı olarak yaşama halidir. Tam bir bağlılıkla Allah’a kullukta bulunmaktır. İhlasın sırrından dolayı inananlar birçok kez çok az sayıda inananlardan oluşan orduyla koskoca orduları yenmiştir. İslam tarihinde bunun örnekleri çoktur.
İhlas Sûresi Duasının Arapça Okunuşu:ihlas-suresi
İhlas Sûresi Duasının Latince Okunuşu:
Bismillâhirrahmânirrahîm

Kul hüvallâhü ehad.
Allâhüssamed.
Lem yelid ve lem yûled.
Ve lem yeküllehû küfüven ehad.
İhlas Sûresi Duasının Latince Okunuşunu sadece ezber için yayınladık fakat altını çizerek uyarıyoruz!!!
Yeni yazı dediğimiz bugün kullanmakta olduğumuz latin harfleriyle Kur’an’ı doğru okumak mümkün değildir. Çünkü Kurân harflerinin birçoğunun karşılığı yeni yazıda mevcut değildir. Mesela: Zal, (üç noktalı) Se, Ha, Hı, Dât, Tı, Zı, Ayın, Hemze gibi harflerin ve uzatma işaretlerinin karşılıkları yoktur. Onun için her müslümanın Kurân’ı doğru okuyabilmesi için Kurân harfleriyle Kurân-ı Kerim okumasını öğrenmelidir. Kurân-ı Kerim okumanın çok büyük sevabı vardır. Bu ise ancak Kurân’ı, kendi harfleriyle öğrenip okumakla mümkün olacaktır.
İhlas Sûresi Duasının Meali
Rahmân ve Rahîm (olan) Allah’ın adıyla.
1. De ki: O, Allah birdir.
2. Allah sameddir.
3. O, doğurmamış ve doğmamıştır.
4. Onun hiçbir dengi yoktur.

İhlas Sûresi’nin Faziletleri Hakkında Rivayetler

Okuyanı kıyamet korkularından kabir karanlığından cehennem azabından korur ve kurtarır. Ölüm acısını hafifletir. Çok okuyan ALLAH dostlarından olur. Okuyan ALLAH’a sığınmış olur ve şirkten kurtulur. Şeytanı kaçırır. Kulunu ALLAH’a yaklaştırır. Mükafat ve sevap olarak iman eden kimsenin sevap ve mükafatı verilir ve 100 şehit sevabı lütfedilir.
İhlas sûresini okumanın fazileti çoktur. Bir kere okumak Kur’an-ı kerimin üçte birini okumak kadar; üç kere okumak ise, Kur’an-ı kerimin tamamını okumak kadar sevabdır. Bu sureyi okumak, günahların da affına sebep olur. Bir hadis-i şerif:
(Başkasının malını almaktan, zina, katillik ve içki gibi büyük günahlardan sakınmak şartıyla, İhlâs sûresini yüz defa okuyanın, elli yıllık [küçük] günahları affolur.) [Beyhekî]
Tabi burada unutmamamız gereken günahların affolmasının birçok şartı vardır, ilk şartı Ehl-i sünnet itikadında olmaktır.
(Kulhüvallahü ehad okuyan, Kur’an-ı kerimin üçte birini okumuş olur.) [Tirmizi]
(On kere İhlâs okuyana Cennette bir köşk verilir.) [İ. Ahmed]
(Yatarken yüz kere İhlâs okuyan Cennete girer.) [Tirmizi]
(Sabah namazından sonra 11 kere İhlâs okuyana, Cennette bir köşk verilir.) [Haraiti]
(Sabah namazından sonra 12 kere İhlâs okuyan, Kur’an-ı kerimi dört defa hatmetmiş gibi sevaba kavuşur.) [Bezzar]
(Sabah akşam üç kere İhlâs ve Muavvizeteyni okumak, bela ve sıkıntılardan korur.) [Tirmizi]
(Evine girerken İhlâs okuyan yoksulluk görmez.) [T.Kurtubi]
(İhlâs okuyan Müslümana Cennet vacib olur.) [Nesai]

(Bir kimse, sefere çıkarken 11 kere İhlâs okusa, Allahü teâlâ, seferden dönünceye kadar onun evini muhafaza eder.)
[İ. Neccar]
(Arefe günü, [Besmele ile] bin kere İhlâs okuyanın bütün günahları affolur ve her duası kabul olur.) [Ebu-ş-şeyh]

(Bin kere ihlâs okuyan kendini Allahü teâlâdan satın almış olur.)
[Râfi’î]

(Cuma namazından sonra, yedi kere İhlâs ve Muavvizeteyn okuyan, bir hafta kazadan, beladan ve kötü işlerden korunur.)
[İbni Sünni]

(Yatarken Fatiha ve İhlâs okuyan kimse, ölümden başka her şeyin zararından emin olur.)
[İbni Abdilber]

(Üç şey kendisinde bulunan, Cennete dilediği kapıdan girer: Kul hakkını ödeyen, her namazdan sonra 11 defa ihlâs sûresini okuyan, katilini affederek ölen.)
[Berika]
(Cana, mala, ırza dokunmayıp, içkiden de sakınarak, İhlâs sûresini yüz kere okuyan müslümanın elli yıllık günahı affolur.) [Beyheki]

(50 defa İhlâs sûresini okuyan müslümanın 50 yıllık günahı affolur.) [
Darimi]

(Yatarken Fatiha ve İhlâs okuyan, ölüm hariç her şeyden emin olur.)
[Bezzar]

(Cuma namazından sonra yedişer defa İhlâs, Felak ve Nas sûrelerini okuyanı, Allah bir sonraki cumaya kadar kötülüklerden korur.)
[İbni Sünni]
Resulullah efendimiz, bir yeri ağrıdığında Felak ve Nas sûresini okur, üzerine üfler ve ağrıyan yeri mesh ederdi. (Buhari)
(Elli defa “İhlas” sûresini okuyanın elli yıllık günahı affolur.) [Darimi]
Yasin-i şerifi okumak da çok sevaptır. Hadis-i şerifte, (Bir defa Yasin okuyan, on defa Kur’an-ı kerimi okumuş sevabına kavuşur) buyuruldu. (Tirmizi)
Not: Yukarıdaki hadis-i şerifler, şartsız bildirilmiştir. Şartsız bildirilen bir ibadetin kabul olması için bazı şartlar vardır:
1- Müslüman olmak,
2- İtikadı düzgün olmak, bid’at ehli olmamak,
3- Haramlardan, günahlardan kaçmak gerekir. Mesela namaz kılmamak büyük günahtır.

İhlas Sûresi’nin Faziletleri Hakkında Diğer Rivayetler

İhlas Suresini günde 10 defa okuyana ALLAH onun için Cennette bir ev yapar. 11 defa okuyana Cennette saray yapılır. 21 defa okuyana 2 saray 30 defa okuyana 3 saray yapılır.
İhlas Suresini sabah namazının ardından 11 defa okuyana günah bulaşmaz. Şeytandan korunur.
İhlas Suresini 12 defa okuyan kişi Kuran’ı 4 defa okumuş gibi olur. Yeryüzünün en üstün insanı olur.
İhlas Suresini her gün 50 defa okuyan kişinin 50 senelik günahı bağışlanır. Kıyamet günü kabrinden “Ey ALLAH’ı öven kimse kalk Cennete gir.” denilerek çağrılır.
İhlas Suresini 100 defa okuyanın günahları bağışlanır. Namazların ardından 100 defa okuyan Cehennem azabından kurtulur.
Hergün 200 defa İhlas Suresini okuyana ALLAH 1500 sevap yazar. 50 yıllık günahını bağışlar.(yeterki kul hakkı bulunmasın)
Yatarken sağ yanına uzanarak 3 defa İhlas Suresini okuyan Kıyamet günü ALLAH buyurur ki; Ey kulum sağ yandan Cennete gir.
Hergün 1000 defa İhlas suresini okuyan kendi nefsini ALLAH’dan satın almış olur. 100000 defa okuyan kendini ALLAH’dan satın almış olur. ALLAH tarafından bir melek göklerde ve yer yüzünde şöyle seslenir: Haberiniz olsun ki falan kişi ALLAH’ın azadlısıdır.
Hergün 1000 defa İhlas Suresini okuyan Cehennem azabından azad olur. Cuma günü cuma namazından sonra kalkmadan 7 şer defa İhlas Felak Nas Fatiha surelerini okuyan ikinci cumaya kadar ALLAH onu koruyup himayesine alır. Günahları bağışlanır.
İhlas Suresini çok okumayı adet edinen kişiye; ALLAH okuduğu günden kıyamet kopuncaya kadar kendi dostları için hazırladığı bütün hayırları dünya ve ahiret iyiliklerini okuyana verir. Ömrü uzar rızkı genişler tüm işlerinde ona yeterli olur kabir azabından kurtulur korku nedir bilmez. Kıyamet günü toplanılacak yere gideceği zaman beyaz inciden bir binit gelir ona biner ALLAH’ın huzurunda yerini alıncaya kadar hiç bir yerde durmaz. ALLAH ona Rahmet nazarı ile bakar. ALLAH okuyana bir kere mağfiret ettimi bir daha ona azab etmez. Rahmet her yandan onu kuşatır. Onu kendi himayesine alır. Cennet ile ikramda bulunur.
İhlas Suresini okuyan için surenin her harfine karşılık Cennette bir Hurma ağacı dikilir. Okuyana 1000 melek müvekkel kılınır. O melekler onun için saraylar yaparlar. Sarayların çevresine meyve ağaçları ve kokulu bitkiler dikerler.
İhlas Suresini okuyan için cennetlik olduğuna 70bin melek şahadette bulunur. Okuyana 70bin melek sevabı yazılır. ALLAH katında kurtuluş yolu bulan kulluk görevini yerine getiren oruç tutan zatlardan yazılır. Melekler o kulu süsleyip cennete götürürler. Cennete girince melekler onun derecelerine bakıp onun için hazırlanmış sarayları görünce hayrete düşerler.
İhlas Suresini günde 20 defa okuyana 70bin şehit sevabı verilir. Kendisi malı mülkü çocukları mübarek kılınır. 30 defa okuyan Resulullah Efendimize S.A.V. komşu olur. 50 defa okuyanın 50 yıllık günahı bağışlanır. 100 defa okuyana 100 yıllık ibadet sevabı yazılır. 200 defa okuyan 100 köle azad etmiş gibi olur. 400 defa okuyana 400 şehit sevabı verilir. 500 defa okuyan kişinin hem kendisi hemde ailesini ALLAH mağfiretine eriştirir. 1000defa okuyan kişi ALLAH’a olan borcunu ödemiş ve Cehennemden azad edilmiş olur.
Sabah namazından sonra kalkmadan 100 defa İhlas Suresini okuyanın günahları bağışlanır. 1000 defa okuyan kişi Cennet ile müjdelenir. Okumaya devam eden kişiye Tevhid Sancağı verilir. Duaları makbul olur. Gece ve gündüz 10 defa okuyan ALLAH’ın rızasına hak kazanır. Peygamberlerle bulunur. Şeytandan da korunmuş olur. Eve geldiğinde kişi Fatiha ile 3 İhlas okursa evde bereket ve hayır artar. Fakirlik ortadan kalkar. Komşularınada hayır ve bereketten verir. İhlas Suresini günde 1000 defa okuyana 70 kişiye şefaat etme imkanı verilir.
Yolculuğa çıkarken 11 defa İhlas okuyanı ALLAH onu evine dönünceye kadar korur.
İhlas Suresini 100 defa okuyana ALLAH her harf başına 10 sevap yazar. Onun 10 günahını siler. Derecesini 10 arttırır. Cennette onun için 100 saray yapar. Kuran’ı 33 defa okumuş gibi olur. Şirkten kurtulur. Meleklerin hazır olmasını sağlar şeytanı kaçırır. Azapdan kurtulur.
Akşam namazının sünnetinde; birinci rekatta Fatiha ile Kafirun ikinci rekatta Fatiha ile İhlas Suresini okur. Namaz bitince kalkmadan 30 defa İhlas Suresini okursa ALLAH O kuluna Cennette altından saraylar yapar. Ailesine ve komşularına hayır ve iyiliği dokunur.
Yatsı namazından sonra 2 rekat namaz kılar ve her rekatta Fatiha ile 20 İhlas okursa ALLAH onun için Cennette 2 saray yapar.
4 rekatta Fatiha dan sonra 50 İhlas Suresi; toplam 4 rekatta 4 Fatiha ve 200 İhlas Suresi okursa 100 senelik günahları bağışlanır.
12bin defa İhlas Suresini okuyanın günahlarını ALLAH bağışlar.
Pazar günü güneş doğarken 10 ihlas okuyup isteğini ALLAH’a dua ederek dile getirenin duası kabul olur.
Beladan kurtulmak veya bir isteğin gerçekleşmesi için; akşam ile yatsı arası 1000 İhlas okuyup dua eden o beladan kurtulur isteği gerçekleşir.
İhlas ve Kafirun surelerini çok okuyan küfürden kurtulur. İmanlı olur. Cehennemden kurtulma beratına erişir. ALLAH’a yakınlaşır.
İhlas Suresi ile Fatiha Suresini çok okuyandan ALLAH fakirliği giderir. Evin bereketi ve hayrı çoğalır.

Read more »

31 Ekim 2012 Çarşamba

Kur'an'ın "Oku" diye başlamasında ne hikmet görüyorsunuz?

(M.fethullah Gülen hocaefendi'nin Asrın Getirdiği Tereddütler Kitabından)

SORU: Kur'an'ın "Oku" diye başlamasında ne hikmet görüyorsunuz?
 

HOCAEFENDİ CEVAP: "İkrâ = Oku" İlâhi emri, O en şerefli varlığın zâtında tecellî ile beşere emanet edilen sonsuz kemâlata muhâtab ve mükellef olmak için bir vazife verme ve bir dâvettir.

Müşâhede edilecek, mânâ ve muhtevası anlaşılacak, anlaşıldıkça da, Hâlık'ın nizam ve kudretinin büyüklüğüne ihtişâm ve güzelliğine vukûf kazanılacak olan bu kâinat, Levh-i Mahfûz'un (1) bir tecellîsi ve yansımasıdır.

Allah, insan hâricindeki canlı ve cansız her varlığı "kalem" olarak vazifeli kılmış, böylece de, her varlık kendisine tevdî edilen, kendisinde tecelli eden vak'aları kaydetmiş ve kaydetmektedir.

Canlı ve cansız her varlık bir kitaptır. Bu îtibar iledir ki, "Gör, müşâhede eyle" suretinde değil de "Oku" şeklinde bir emir vâki' olmuştur. Zîrâ, kitap ancak okunur. Her biri birer kitap olan varlıklar ile dolu ve pırıl pırıl bu kâinat, elbette ve muhakkak ki, ilâhî bir kütüphânedir. İnsandan gayri bütün varlıklar sadece "yazmak" ile mükellef tutuldukları hâlde, insan, hem yazmak ama ve hele mutlaka "okumak" vazifesi ile şereflendirilmiştir.

İlim, kâinatta tecellî ede gelen nizâm ve değişik şekilde tecellî eden şeylerin birbiriyle olan münâsebetlerini idrakdan ve bu idrakların tasnîfi ve bir araya getirilmesinden ibaretdir. Kâinattaki bu nizam, nizamdaki ehemmiyetli hassasiyet ve muvâzene, kat'iyyen rastlantılara verilemez. Binâenaleyh, böyle, bir nizamın elbette bir kurucusu ve vaz'edicisi vardır hem de, varlığı her şeyden daha ayân bir kurucu.

Her nizam, ortaya konmadan önce tasavvur edilir. Tıpkı, kâğıda dökülüp çizilmeden önce bir mimarî plânın, mi'mar dimağında tasavvur edilmiş olacağı gibi... Beşerin kesâfetli yapısı ve düşüncesi, bu tasavvur ve var olmaya nasıl bir şekil verir, o bir tarafa; Kâinat çapındaki bu nizâm, Levh-i Mahfûz ise, Mukayyed nizâm da, Kur'ân-ı Kerim'dir ve Levh-i Mahfûz'un âyinesidir.

Buna göre insan okuyacaktır. Okudukça anlamaya çalışacak, zaman zaman yanlış anlayacak, hatalar yapacak; tecrübelere girişecek; hatâ-sevâb potasından geçirdiği ilim cevherini itimat ve güvenirliğe, emniyet ve sağlamlığa ulaştıracaktır. Bakmak başka, görmek başka; anlamak başka, anladığını kabullenip şuur ve gönlüne mâl etmek başka; bütün bunlardan sonra tatbik etmek başka ve tatbik ettiğini de gayra teslim ve tevdî etmek tamamen başkadır.

Evet, idrakla ilgili bütün bu başkalıklar dâima olup durmaktadır. Zîrâ, kâinatta birçok kanunlar vardır ve bunlar, kanun Vâzı'ı tarafından fevkalâde bir âhenk içinde cereyan ettirilmektedir. Bunların birkaçı şunlardan ibarettir:

1- Tek'den çok'a gidiş,

2- Çoklar arasında benzerler, farklılar ve zıtların bulunuşu,

3- Zıtlar arasında faâl bir denge ve âhenk,

4- Münâvebe (peşi peşine vazife devir teslimi),

5- Öğrenme, unutma ve yeniden öğrenme,

6- Cehd ve gayret,

7- Tahlil ve terkib, (çözülüp-sentezlenme)

8- İlham ve inkişaf, (içe doğma ve açıklığa kavuşma) . İnsan, bu kanunların bütününe tâbidir. Bu îtibar iledirki, elbette çok insan olacaktır ve insanlar arasında benzerler, farklılar ve zıtlar bulunacaktır. Kezâ; insanlar arasında benzer, farklı fikir, görüş, inanış, davranış ve hareketler de olacaktır. Ancak bütün bu fıtrî zıtlıklar durgun, boş değil, canlı ve faâl bir muvâzene içinde olacaktır.

Yine bu îtibar iledir ki, sadece imanı hedef alan bir gidişin ilmi kaybetmesi ve sadece ilmi hedef alan bir gidişin de imânı ihmâl ve kaybetmesi vukû bulacaktır.

Yine bu îtibar iledir ki, ilim ve cehil, ikrâr ve inkâr, fazilet ve redâet, &127;21 zulüm ve adâlet. muhabbet ve nefret, mücâdele ve barış içinde olma. gevşeklik ve atâlet muhtevâlı (31 bir tevekküle dayalı yaşayış temposu ve davranış tarzına mukâbil: her şeyi insanın yapabileceği inancına dayalı sabırsız bir sür'at, haşin bir "bozup-yapma, yıkıp-kurma" ihtirâs ve cinneti gibi esasların ve hâllerin peşi peşine gelmesi, münâvebesi de vukû bulacaktır.

Yine bu îtibar iledir ki; hattâ o Müstesnâ varlık, beşerin Medâr-ı iftihârının öğrettikleri dahi unutulabilecek; ama mutlakâ yeniden hatırlanıp yeniden öğrenilecektir. Kezâ; böyle bir cüz'lere ayrılma, bir tahlil, bir çeşitlenme, bir çoklaşma sonunda, elbette bunda da bir yeniden ele alma bir terkib cereyan edecek ve elbette bir ilhâm, bir zuhûr da olacaktır.

Bütün bunlar olmuştur, olmaktadır ve aralıksız olmaya devam edecektir. Hazret-i Mûsa'ya içtimâî ilimleri ve içtimâiyâtın sıhhatle devamını mümkün kılacak olan emirler "On emir", Hazret-i İsâ'ya beşerî münâsebetlerde yumuşaklık, şefkat, muhabbet ve müsâmahâ, sabr u tahammül; Hazret-i Peygamber'e (sav) bütün bu hususlara ilâve olarak ilim, irâde, hikmet, muvâzene, te'lif, terkîb, özlü anlatma (icmâl) ve eksiksiz ifade (tekmîl) bahşedilmiş idi.

Bu îtibar iledir ki; Müslüman olmak diğerlerinden bir bakıma daha külfetli, daha mes'ûliyetli, ama bir o kadar da lâtif ve yüksektir. Zirâ, içtimâî esaslar yanında, muhabbet ve müsâmahâ, hilm-ü şefkat; sabr-u tahammül yanında. ilim, irâde, hikmet, denge, te'lifci ve terkibci olmak gibi daha yüksek hususiyetleri de gerektirmektedir.

Bundan ötürüdür ki; Fizik, Kimya, Astronomi, Biyoloji gibi ilimler sahasında yapılan keşifler, temin edilen terakkiyât, sonunda Levh-i Mahfûz'da tasavvur edilip, Kur'ân-ı Kerim'de kayda tâbî tutulan ve kâinatta yer yer ve peşi peşine tezâhür eden esaslardan bazılarının anlaşılmasına ve genişçe idrâk edilmesine hizmet ettiğinden dolayı, bütün ehl-i keşif ve himmeti tebrik ve takdir gerektir. Ancak, böyle bir hizmetin, kazanç ve muvaffakiyetine mukâbil, Hâlık ve Nâzım'ı inkâr, ilâhî ilhâm ve irşâdı red, insanı ilâhlaştırma, insan irâdesini mutlâk hâkim kılmak gibi bir kayba ve dalâlete düşmekten, insanlığı korumak da icâb edecektir.

Fizik ve Kimya laboratuvarlarında yapılan tecrübelere, öğrenilmiş kanunlara uyularak, fizik, kimya ve biyoloji vak'alarına yeni istikâmetler verilmezse, ibdâ ve ihtirâda (4) bulunmak muvaffakiyetine istinâden, gittikçe sabırsızlaşan, gittikçe hızlanan, gittikçe küstahlaşıp mes'ûliyetsizleşen, bir cüret ve keyfîlik üzere, insanı ve insan cemiyetini dahi, bütün bütün kaybetme ihtimâli var. Evet, değişik tecrübelere tâbi tutulma sath-ı mâilinde yuvarlanmakta olan bugünün beşer ölçülerine karşı, insanın bir "laboratuvar hayvanı", insan cemiyetinin de bir "laboratuvar" olmadığını lâyıkiyle hatırlamak lâzımdır.

Mevcut ilimleri donukluk ve durgunluktan, kuruluk ve abesiyetten kurtarmak; evvelâ ilimlere esas teşkil eden meselelerin lâyıkiyle anlaşılmasına yardım edecek; sâniyen insan irâde ve zihninin payına düşeni edâ, his ve kalbî sezişlerini, bir iç müşâhede ile müşâhede ettirmiş olacaktır.

O zaman işleyen aydın bir enfüs fasîh bir lisân kesilecek ve karşısına konulmuş kâinatı kelime - kelime, satır satır okuyacak, tıpkı bir kitap gibi. Zâten kâinatı bir kitaptan farklı görmek de âdeta imkânsızdır. Hele hele tekvînî emirlerde ilk yaratılan "kalem" olarak anlatılıp da, tenzîlî fermanda da ilk emir "oku" olursa...

Ne var ki, bu mesele, zannedildiği kadar kolay da değildir. Zâhirî ve Bâtınî hassaların faâl ve vak'alar karşısında titiz oldukları nisbette bir duyuş, bir görüş olsa bile, bu hassalardan bir tanesindeki ârıza büyük ölçüde diğerlerini de tesirsiz kılar.

Onun için Kur'ân-ı Mu'ciz-ül Beyân'da körlük, sağırlık ve dilsizlik beraber zikredilir. Zirâ tekvînî emirler gözle okunduğu gibi, tenzîlî emirlerin ilk ma'kes bulacakları esrarlı perde de kulaktır. Ve bu müşâhede ve duyuşa tercüman ise lisândır.

Binâenaleyh, âfâk ve enfüsü göremeyen, kulağına geleni de duymayacak, duysa da anlamayacaktır. Kezâ; kulağına çarpan ilâhî emirlerle uyanmamış bir gönül, Şeriât-ı Fıtriye ile abes olarak iştigalden kendini kurtaramayacaktır.

Demek ki "oku", bir bütünleşmenin ve bütünleştirmenin; bir müşâhede ve değerlendirmenin; bir görme ve onun yanında sezmenin, sonra da bu iç irfâna dili tercüman kılmanın ifâdesi oluyor ki, bizim için bir ilk emir olması, ne kadar mânidardır.

Ehemmiyetine binâen uzun anlatıldı ve yer yer sadet harici mevzûlar kurcalandı.Tekrâren mütalâası bizi ma'zur gösterir ve affettirir ümidini beslemekteyiz.

Read more »