1 Kasım 2012 Perşembe

Bediüzzaman Said Nursi

Bediüzzaman unvanı ile meşhur olan Said Nursi, 1876'da Bitlis vilâyetinin Hizan kazasına bağlı İsparit nahiyesinin Nurs köyünde dünyaya gelmiştir.


    Annesinin adı Nuriye, babasının adı da Mirza'dır. Ancak, halk babasına, "Sofi Mirza" adını takmıştır. Çünkü Mirza Efendi, gerçekten de Sofi meşrebdir.
Nitekim oğlu Said'in hocası Seyyid Nur Mehmed'in şu ziyaret hâdisesi de Mirza Efendi'ye verilen Sofi sıfatının ne kadar yerinde olduğunu göstermektedir.
    Medresesinde okuttuğu talebelerin içinde, bir okuduğunu ikinci defa okuma ihtiyacı duymayacak kadar ezberleme kabiliyetine sahip olan Said'in, zekât, fitre gibi yardımları almayışı, çocuk hâlinde bile asla yalana tenezzül etmeyişi, çocuksu münakaşalarda bile mertlikten asla ayrılmayışı gibi çok farklı hâlleri hocasının dikkatini çeker. Bu fevkalâdeliklere tatmin edici bir izah getiremeyen müderris Nur Mehmed, nihayet Said'e teklifte bulunma ihtiyacı duyar: "Said seni yetiştiren âileyi iyice merak etmeye başladım. Bir gün size gidip ziyaret etmek isterim."
    Küçük Said, buna memnuniyetle evet cevabı verir. Böylece bir sabah Hizan yaylasındaki medreseden çıkan hocalar, akşam üzeri Nurs'a gelirler. Sofi Mirza Efendi'nin evde bulunmayışı yüzünden kapıdaki ağacın altına serilen hasır üzerinde istirahat edip beklemeye başlarlar.
    İkindiden sonra önünde iki öküz ve iki inekle çıka gelen sofi Mirza Efendi'yi tecessüsle takip eden Mehmed Efendi, inek ve öküzlerin ağızlarının torbalarla bağlı bulunduğunu görünce merakla sorar.
    "Mirza Efendi, bu hayvanların ağızlarını niçin bağladın?"
    Sofi Mirza'nın cevabı şöyle olur:
    "Efendim, gidip geldiğimiz tarlamız biraz uzakçadır. Hayvanların ağızlarını gidip gelirken bağlamazsam yol kenarlarındaki tarlalardan ekin koparıp yiyebilirler. Böylece komşumuzu rahatsız etmiş olmakla kalmaz, haram yiyen öküzle tarlamızı sürmüş, haram yiyen ineğin sütünü içmiş oluruz. Bunun için gidip gelirken öküz ve ineklerin ağızlarını torba ile bağlamış bulunuyorum."
    Bu cevaptan sonra annesini çağırtan aksakallı Hoca Efendi, ona da sorar:
    "Nuriye Hanım, anlatır mısınız, Said'i yetiştirme tarzınızı? Onu nasıl besleyip büyüttünüz?"
    Nuriye Hanım'ın cevabı da şöyle olur:
    "Efendim, ben Said'e anne olacağımı hissettiğim günden itibaren abdestsiz yere basmamaya gayret ettim. Ayrıca Said dünyaya geldikten sonra ise aynı titizliğim devam etti, Ona abdestsiz süt vermedim!"
    Daha fazlasını beklemeye ihtiyaç duymayan müderris Nur Mehmed, yanındaki hoca arkadaşlarına döner: "Şimdi merakımı çözdüm. Böyle baba ve böyle anneden böyle evlâdın dünyaya gelmiş olması normaldir!"
    İşte Mirza Efendi'ye ayrıca bir de Sofi unvanı taktıran Sofiliği ile annesi Nuriye Hanım'ın dindarlığından birer misâl...

0 yorum:

Yorum Gönder